Öğrenme Güçlüğü

Dikkat Eksikliği

Hiperaktivite

Epilepsi

Rett Sendromu

Asperger Sendromu

Otizm

Cerebral Palsy

Spina Bifida

Mental Retardasyon

Kekemelik

OTİZM

Yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan ve yaşam boyu etkisi devam noröpsikiyatrik bir sendrom olan otizim ilk defa Amerikalı psikiyatrist Leo Kanner tarafından 1943 yılında tanımlanmıştır.Uzun yıllar psikolojik kökenli olduğu düşünüldükten sonra,ilk olarak 1966 yılında Rimland'ın çalışmaları ile otizimin norobiyolojik doğasına dikkat çekilmiştir.

Otistik bozukluk sosyal ve duygusal etkileşimde ve iletişimde bozulma,sınırlı,tekrarlayıcı bir biçimde çoğunlukla cansız nesnelere karşı ilgi artışı ve ritüelistik davranış paterniyle karaktrize,hafiften ağıra klinik tipleri olan bir gelişim bozukluğudur.

Otistik bozukluğu tanımlamak için tanımlanan bir çok davranış özelliği vardır.Ancak hiçbir otistikte bu özelliklerin tümü bulunmaz ve sıklıkla hepsi aynı anda görülmez.Zamanla belirtiler değişebilir.

"Aşırı Otistik Yalnızlık" otizimin en temel özelliğidir. Otistikler diğer insanlarla etkileşim kurma konusunda doğdukları günden itibaren yetersizdirler.Otistik bebekler çoğu kez anne-babaları tarafından uslu ve sorunsuz olarak değerlendirilirler.Bu çocuklar kendi dünyalarında yaşar gibidirler.Göz göze gelmekten kaçınır,adları söylendiğinde duymuyor gibi davranır,bedensel yaklaşım ve okşamaya karşı tepkisel davranabilirler.Yaşıtlarıyla ilgilenmezler ve oyuncaklarla ilgilenmeleri de olağan dışı olur.Diğer insanların varlığına ,istek ve gereksinimlerine karşı bir tür kayıtsızlık gösterdikleri için otizim bir tür empati bozukluğu olarak da tanımlana bilir.

Otistik çocuklarda sözel ve sözel olmayan iletişimde ciddi güçlükler söz konusudur.Normal çocuklarda ortalama 5-6 aylıkken ağulama,8-9 aylıkken heceleme,1 yaşında anlamlı tek kelimelik, 2 yaşında ortalama 2-3 kelimelik konuşma başlarken,otistik çocukların bir çoğunda bu özelliklerin hemen hemen hepsi zamanında gelişmez. Otistik çocukların yaklaşık %50'si konuşmayı hiçbir zaman öğrenemez.Öğrendiklerinde ise anlamlı bir iletişim aracı olarak konuşmayı kullanmazlar.Konuşmaları çoğunlukla garip bir tarzda ve yankılıdır. Diğer bir kişinin söylediğini aslına tam uygun bir şekilde tekrarlıya bilirler.Konuşmadaki diğer bir farklılıkta adılların ters çevrilmesidir. Çoğunlukla kendilerinden "sen","o" şeklinde bahsederler. Kullanılan tonlamada mekaniklik, inişli çıkışlı, şiddeti ayarlayamama, duygudan yoksunluk gözlenebilir. Konuşmaya başlayan otistiklerde tipik olarak konuşmayı başlatma, bir olay anlatma veya karşılıklı konuşma yürütememe görülür. Sohbet etmek olanaksızdır. Otizimi olan çocuklar mecaz anlamları, yüz mimiklerini, yüz ifadelerini, konuşanın duygu ifadelerini anlamada zorluk yaşarlar. Otizimin diğer bir özelliği kompulsif törensel etkinliklerdir. Günlük hayat içinde rutinlerin bozulması, eksikler olması durumunda fazlasıyla etkilenip tepkisel davrana bilirler.

OTİSTİK ÇOCUKLARDA DAVRANIŞ SORUNLARI

Temper Tantrum(Öfke nöbetleri): Öfke nöbetleri küçük yaşlarda çok sık gözlenebilir.Bir isteğinin yapılmaması ve ya rutinlerin bozulması sonucunda ortaya çıkabilir. Anne babaya çok önemsiz gelen bir olay veya nedensiz olarak da öfke nöbetleri gözlenebilir. Bir oyuncağın küçük bir parçasının kayıp olası, masada farklı yere oturmak... vs. gibi. Bu nöbetler zaman zaman çevreye zarar verici nitelik taşıya bilir.

Agresyon(Saldırganlık): Bazı otistik çocuklarda saldırganlık, belirli bir davranış biçimi olabilir. Bu saldırgan davranışlar genellikle bir diğerine vurma, saç çekme şeklindedir. Belirli anlaşılır bir nedene bağlı olarak gelişebileceği gibi nedensiz olarak ta ortaya çıkabilir. Saldırgan diye nitelen davranışların bir kısmı tekrarlayıcı hareketlerle karışabilir. Yada yakınlaşma ve ilgilenmenin yanlış ifadesi olarak gelişebilir.

Oto-mültilasyon(kendine zarar verme): Genellikle ağır zeka sorunu olan ve ya düşük işlevli otistiklerde görülür. Saç çekme, hafif başını vurma, parmağını ısırma ve başını sürekli olarak bir yere çarpma şeklinde görülebilir.

Stereotipi(Tekrarlayıcı hareketler): Zeka düzeyi düşük otistiklerde daha sık görülür. Sağa sola veya öne arkaya doğru sallanma, çevresinde dönme, kanat çırpma, cisimleri çevirme, parmaklarına tuhaf şekiller verme... gibi. Bu hareketler içinde bulunulan duruma gelişmez ve başkalarının varlığı hareketi sona erdirmez. Ancak sıkıntının arttığı durumlarda artmakta, bazen de neşe ve sevincin ifadesi olarak yorumlanabilir.

Duyu Sorunları: Otizimi olan çocuklar gelen bir uyarıya karşı aşırı tepki verebilir veya tepkisiz kalabilirler. Ağrıya karşı ileri derecede duyarsız yani acıya karşı çok dayanıklı olabilirler. Çok kuvvetli bir ışığa saatlerce bakabilir yada hafif bir sese karşı kulaklarını kaptabilirler.

Yeme Sorunları: Katı yiyecekleri reddedebilir, çiğnemezler, çok seçici yiyebilirler, nadiren de çok iştahlı olabilirler. Otizimin temel belirtisi olan yeniye direnç yiyeceklerde de kendini gösterebilir. Tat konusunda ki hassasiyetleri de fazla olabilir.